Odyssey filmi: Troya Savaşı gerçekten yaşandı mı? Bugün Troya'yı nasıl gezmeli?

Yağlı boya tablo fotoğrafı. Ahşap bir at, etraf

Kaynak, Fine Art Images/Heritage Images/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, On yedinci yüzyılda yapılmış bir tabloda Troya Savaşı sırasında şehrin yanışı ve Troya Atı tasvir ediliyor.
    • Yazan, Günce Akpamuk
    • Unvan, BBC News Türkçe
    • Bildirdiği yer, Londra
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 6 dk

Çanakkale Boğazı'nın girişindeki Troya; bundan yaklaşık 3200 yıl önce, yani Troya Savaşı'nın yaşandığı düşünülen günlerde surları, kapıları ve saraylarıyla görkemli bir şehirdi.

Aynı dönemde Yunanistan'da Hellenlerin kurduğu çeşitli krallıklar, Anadolu'nun doğusunda Hitit İmparatorluğu bulunuyordu.

Güneyde ise Yunanistan ve Anadolu'nun yanı sıra Mısır ve Mezopotamya ile iletişim halindeki Girit uygarlığı vardı.

Özellikle Karadeniz ve Ege arasındaki dönemin önemli ticaret rotalarını kontrol eden Çanakkale Boğazı'na hakimiyeti sayesinde zenginleşen Troya, tarih sayfalarında bölgenin önemli yerleşimlerinden biri olarak yer aldı.

Destanlara konu olan Troya Savaşı ise Christopher Nolan'ın Odyssey filmiyle bir kez daha gündemde.

Peki Troya Savaşı gerçek miydi?

Troya Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, BBC Türkçe'ye "Eski çağ tarihçilerine göre Troya Savaşı'nın gerçekliği konusunda hiçbir kuşku yok" diyor.

Yalnızca savaşın ne zaman yapıldığı konusunda farklı görüşler bulunduğunu, yaygın olarak MÖ 1200'lerde yaşandığının kabul gördüğünü ekliyor.

Antik Yunan ve Roma dönemine dair araştırmalarıyla tanınan ödüllü yazar Dr. Daisy Dunn da hem edebi hem de arkeolojik kanıtların Troya bölgesinde çatışmalar yaşanmış olabileceğini düşündürdüğünü belirtiyor.

Peki kanıtlar antik Yunan şairi Homeros'a atfedilen İlyada ve Odysseia destanlarıyla ne kadar örtüşüyor?

Troya ören yeri.

Kaynak, Ozan KOSE / AFP / Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Troya ören yerinde kazılar halen devam ediyor.

'Hitit uygarlığının koruması altında'

Aslan'ın ifadesiyle Troya kenti MÖ1200'lerde kalesi, sarayları olan; kentinin etrafında yüksek, kalın savunma duvarları, gözetleme kuleleri ve hendeği bulunan görkemli bir yerleşimdi.

Yaklaşık 6.000 kişilik nüfusu tarım, hayvancılık ve denizcilikle besleniyordu.

Kazdağları'na yakın olduğu için at yetiştiriciliği de yapılıyordu.

Hitit İmparatorluğu'yla anlaşmalar yapan, onun koruma kalkanı altındaki bir kent olarak; burada Hititçe ve yine Hititçe'ye çok benzeyen bir Anadolu dili olan Luvice'nin kullanıldığına dair kuvvetli bulgular da var.

Antik Yunan'da hüküm süren Miken krallığına veya Girit'te yaşayan insanlara dair buluntular da Troya'da Yunanistan anakarasındaki ve adalardaki krallıklarla ticaret yapıldığını gösteriyor.

'Birkaç küçük ölçekli savaş daha muhtemel'

Dunn, BBC Türkçe'ye antik Troya kentinin en parlak döneminde oldukça görkemli olduğunu ancak bu sırada bir felaket ya da büyük bir sarsıntının ardından kentin görünümünün değiştiğini söylüyor.

Ayrıca bu dönemde birbirine daha yakın konutlar inşa edildiğini ve bunların birçoğunun zemininde büyük gıda depolama kapları bulunduğunu ifade ediyor:

"Troya Savaşı'na dair kanıt arayan tarihçiler bunu, halkın bir belirsizlik döneminde erzak stokladığının ve muhtemelen istila korkusu taşıdığının göstergesi olarak görüyor."

Aslan, savaşın gerçekleştiğine inanılan döneme karşılık gelen arkeolojik katmanlardaki kazılarda bulunan ok ve mızrak uçları, yanık tabakalar ve iskeletlerin, bu dönemde bir çatışmanın gerçekten yaşandığına işaret ettiğini belirtiyor.

Bu kalıntıları bugün Troya ören yerinin hemen yanında, 2018'de açılan Troya Müzesi'nde görmek mümkün.

1975 yılında İzzet Senemoğlu tarafından yapılan Troya Atı, Çanakkale.

Kaynak, Ozan KOSE / AFP /Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Çanakkale'de ören yeri girişinde bulunan temsili Troya Atı, 1975 yılında İzzet Senemoğlu tarafından yapılmıştı. Troya Atı'nın gerçek olduğunu dair arkeolojik bir kanıta bugüne kadar rastlanmadı.

Antik Yunan şairi Homeros'a atfedilen İlyada ve Odysseia destanlarına göre Troya Savaşı'nda Yunanistan'dan gelen boylardan oluşan Akhalar topluluğu Troya'daki halkla savaşır, savaş 10 yıl sürer.

Ancak Dunn "Antik kalenin büyüklüğü, Homeros'un anlattığı Troya Savaşı'ndaki ölçekte bir savaşın 10 yıl boyunca sürmüş olmasını son derece düşük bir ihtimal haline getiriyor" diyor ve ekliyor:

"Bu bölgenin Geç Tunç Çağı boyunca birkaç daha küçük ölçekli savaşa veya istilaya maruz kalmış olması çok daha muhtemel görünüyor."

İlyada kuşaktan kuşağa sözlü aktarıldı

Aslan Troya kentinin yıkıldığı düşünülen bu dönemde bölgedeki Hitit İmparatorluğu başkenti Hattuşa gibi büyük yerleşimlerin de tahrip olduğunu ve Son Tunç Çağı olarak anılan dönemin sona erdiğini hatırlatıyor.

Bunun ardından Doğu Akdeniz'de MÖ 800'e kadar yazının kullanılmadığını ekliyor.

Dolayısıyla ilk İlyada ve Odysseia metinlerinin sözlü geleneğin ürünü olduğu, Homeros'un yaşadığı MÖ sekizinci ya da dokuzuncu yüzyılda yazıya geçirilmediği fikrinin ağır bastığını aktarıyor:

"En yaygın görüş, destanın değişmeyen dize kalıplarıyla kuşaktan kuşağa ezbere aktarıldığı yönünde."

Aslan, bu destanların çok büyük ihtimalle özünü koruyarak MÖ 730'larda yazıya geçirildiğini belirtiyor.

İlyada destanında Troya kuşatması ve savaşın son günleri; Odysseia destanında ise kentin nasıl yıkıldığı ve kahraman Odysseus'un ülkesi İthake'ye dönüş hikayesi anlatılıyor.

Aslan, İlyada'da Troya Atı'ndan bahsedilmediğini; Odysseia'da ise Odysseus'un fikri olan Troya Atı sayesinde kentin nasıl yıkıldığının anlatıldığını hatırlatıyor.

Troya Atı gerçek mi, metafor mu?

Efsaneye göre yıllar süren savaşın son günlerinde Akhalar gemileriyle evlerine döner gibi yapar ancak bazı askerlerini tahtadan bir ata saklayarak şehrin kapısına bırakır.

Troyalılar atı Tanrılara hediye olarak şehrin içine alır.

Gece attan dışarı çıkan savaşçılar kapıları açarak kent dışında saklanan diğer Akhaları şehre alır.

Ve Troya yakılır.

Peki böyle bir at gerçekten inşa edildi mi?

Aslan, "Arkeolojik olarak böyle bir atın olup olmadığına dair veri yok" diyor.

Mikonos Müzesi koleksiyonundan, üzerinde Truva Atı'nı betimleyen kabartma süslemeler bulunan bir mezar vazosunun detayı; MÖ 7. yüzyıl.

Kaynak, CM Dixon/Print Collector/Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Mikonos Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen Mikonos Vazosu, MÖ 7. yüzyıl.

Ancak MÖ 670'lere tarihlenen Mikonos Vazosu'nda, bilinen en eski Troya Atı betimlemesinin yer aldığını hatırlatıyor.

Ayrıca bölgeye ait metinlerdede ata benzeyen ve kaleye saldırmak için kullanılan araçlardan bahsedildiğini ekliyor.

Öte yandan savaşın olduğu kabul edilen döneme ait çok sayıda at kemiğinin bulunduğunu, atın çektiği savaş arabasının dönemin en etkili silahı olduğunu söyleyen Aslan, "Metaforik olarak dönüşmüş bir hikaye de olabilir" diyor.

Dunn ise "Troya Atı'nı büyük ölçüde edebi bir kurgu olarak görüyorum" diyor.

Troya'da bugün neler görülebilir?

UNESCO Dünya Miras Listesi'ne 1998'de alınan Troya ören yeri Çanakkale'de Hisarlık mevkiinde bulunuyor.

Buradaki ilk kazılar Heinrich Schliemann'la 1870'te başladı.

Schliemann bir arkeolog değil Troya hayranıydı.

Bugün en çok kimi kalıntılara zarar vermesi ve aslında çok daha eskiye dayanan ancak onun Troya Savaşı dönemine ait olduğunu düşündüğü hazinelerin bir kısmını yurtdışına götürmesiyle anılıyor.

Troya ören yerinin kuş bakışı fotoğrafı

Kaynak, Ozan KOSE / AFP / Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Troya ören yeri, 2026.

2013 yılından beri Troya'nın kazı başkanı olan Aslan, 150 yılı aşan kazılar sonrasında Troya ören yerinde 10 ana kent katmanı bulunduğunu söylüyor.

Burada yaşam MÖ 3000'lerde başlamış ve Bizans dönemine MS 500'lere kadar neredeyse aralıksız devam etmişti.

Aslan, bu 3500 yıl boyunca kurulan pek çok yerleşimin dönem dönem deprem ya da savaşlarla yıkıldığını, ardından yenilerinin yapıldığını söylüyor.

Ancak MS 500'lerde yaşanan iki büyük depremle oluşan tahribatın ardından artık tekrar gerçek anlamda bir yerleşim olmuyor.

Dolayısıyla Troya'yı gezmek tek bir kenti gezmek gibi değil.

Farklı dönemlerde yaşayan farklı medeniyetlerin kalıntıları görülebiliyor.

Ziyaretçiler, Troya ören yerinde Troya Savaşı'yla özdeşleştirilen altıncı ve yedinci kent katmanının sur duvarları, kale ve saray yapıları, kent girişlerini de görebilir.

Helenistik ve Roma dönemine ait Athena Tapınağı'nın temelleri, kutsal alan ve küçük tiyatroyu da...

Aslan ayrıca, Roma döneminin tapınak binaları ve son haftalarda ortaya çıkarılan Roma dönemi caddesinin en önemli yapılar arasında yer aldığını vurguluyor.

Filmi izlemeden önce ne yapmalı?

Odysseus - Hoş Geldin Yabancı ve Yeni Başlayanlar İçin Troya gibi kitapların da yazarı olan Aslan, yeni Odysseia uyarlamasına dair "Tekniğin ötesinde mitolojik öyküleri eski çağdan günümüze getirmesini çok beğendim" diyor.

Filmin ören yerine ve Anadolu'ya ilgiyi artıracağını düşünüyor.

Nolan'ın hikâyeyi kesin biçimde Geç Tunç Çağı'na yerleştirmek için bazı ilginç tarihsel unsurları eklediğini vurgulayan Dunn "Medeniyetin yaklaşan çöküşüne göndermede bulunuyor" diyor ve ekliyor:

"Bu çöküş Karanlık Çağ'ın ortaya çıkmasına yol açtı. Ayrıca bazı tarihçiler tarafından bu çöküşe katkıda bulunduğu söylenen Deniz Kavimleri'ne atıfta bulunuyor."

Öte yandan filmin dekorlarını, özellikle Miken tarzı sarayları son derece isabetli bulan Dunn; kostümlerin ise eski ile yeninin bir karışımı olduğunu belirtiyor.

Tunus'taki Bardo Ulusal Müzesi'ndeki Roma mozaiğinde gemideki Odysseus.

Kaynak, Wolfgang Kaehler/LightRocket / Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Tunus'taki Bardo Ulusal Müzesi'ndeki Roma mozaiğinde Odysseus gemide tasvir ediliyor.

Uzmanlara göre filmi izlemeden önce Homeros'un İlyada ve Odysseia destanlarının yeniden okunması ve Troya'nın gezilmesi o dönemi hissetmek için kaçınılmaz.

Dunn ayrıca Eric Cline'ın Türkçe'ye M.Ö. 1177 - Medeniyetin Çöktüğü Yıl olarak çevrilen eserinin filmin tarihsel temaları ışığında ilgi çekici bir okuma olacağını söylüyor.

Troya, bir savaşın sahnesi olmanın ötesinde, binlerce yıllık bir uygarlığın katman katman kaydını taşıyor.

Bugün ören yerinde dolaşırken hem Homeros'un dizeleri hem de kazıların ortaya çıkardığı somut gerçeklik yan yana duruyor.