Şanghay İşbirliği Örgütü'nün 25. yılı: Türkiye'nin ilişkisi nasıl şekillendi?

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, 31 Ağustos 2026'da Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenecek Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi'ne katılmak üzere Manas Uluslararası Havalimanı'na gelişlerinde, Kırgızistan Başbakanı Adylbek Kasymaliev ve Türkiye'nin Bişkek Büyükelçisi Mekin Mustafa Kemal Okem tarafından karşılandı.

Kaynak, Anadolu via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Bişkek Zirvesi'nin sloganı, "ŞİÖ'nün 25 Yılı: sürdürülebilir barış, kalkınma ve refaha doğru hep birlikte" olarak belirlendi.
    • Yazan, BBC Türkçe
    • Bildirdiği yer, Ankara
  • Yayın tarihi
  • Okuma süresi 4 dk

Çin ve Rusya'nın öncülüğünde 2001'de kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ), bugün Bişkek'te düzenlenen zirvede çeyrek asrını değerlendirecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı zirve, örgütün çeyrek asırlık kazanımlarını değerlendirecek ve geleceğe dönük hedeflere odaklanacak.

Türkiye, 2012'de "diyalog ortağı" olarak katıldığı ŞİÖ'yü dış politikasında hem Asya açılımı kapsamında hem de Batı ile ilişkilerin sorunlu dönemlerinde denge aracı olarak kullandı.

Bu ilgi, özellikle NATO ve Avrupa Birliği (AB) çevrelerinde "eksen kayması" tartışmalarını beraberinde getirdi.

ŞİÖ nasıl kuruldu ve genişledi?

ŞİÖ'nün temelleri, 1996'da Çin, Rusya, Kırgızistan, Tacikistan ve Kazakistan'ın sınır güvenliği ve silahsızlanma amacıyla kurduğu Şanghay Beşlisi ile atıldı.

2001'de örgüt bugünkü adını aldı ve "terörizm, ayrılıkçılık ve köktencilikle mücadeleyi` temel hedef olarak belirledi. Aynı yıl Özbekistan tam üye oldu.

Örgüt, 25 yılda dört yeni üye kabul ederek bugün 10 üyeli bir yapıya ulaştı:

Hindistan ve Pakistan 2017'de, İran 2023'te, Belarus ise 2024'te katıldı.

Afganistan ve Moğolistan "gözlemci" statüsünde; Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Katar dahil 15 ülke ise "diyalog ortağı" konumunda.

Bişkek Zirvesi'nin sloganı, "ŞİÖ'nün 25 Yılı: sürdürülebilir barış, kalkınma ve refaha doğru hep birlikte" olarak belirlendi.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın da zirveye katılması bekleniyor.

Cıumhurbaşkanı Erdoğan'ın Putin ile de ikili görüşme yapması planlanıyor.

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve eşi Peng Liyuan, 30 Ağustos 2026'da Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'teki Manas Uluslararası Havalimanı'na varışlarında Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ve First Lady Aigul Caparova tarafından karşılandı.

Kaynak, Anadolu via Getty Images

Fotoğraf altı yazısı, Dışişleri Bakanlığı'na göre Türkiye "terörle mücadele, sınır aşan suçlar, enerji ve bölgesel bağlantısallık" gibi alanlarda ŞİÖ çalışmalarını takip ediyor.

Türkiye–ŞİÖ ilişkilerinde dönüm noktaları

Türkiye, kuruluşundan itibaren ŞİÖ'yü yakından takip etti.

2000'li yıllarda Ankara–Moskova ilişkilerinin güçlenmesi, Türkiye'nin örgüte ilgisini artırdı.

Bu ilgi 2012'de Pekin Zirvesi'nde Türkiye'nin "diyalog ortağı" olarak kabul edilmesiyle kurumsal bir nitelik kazandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Temmuz 2012'de başbakanken "Geçenlerde Rusya seyahatimde Putin'e şöyle bir latife yaptım. Dedim ki, 'Zaman zaman bize takılıyorsun. AB'de ne işin var?' diyorsun. O zaman ben de şimdi size takılayım, 'Hadi gelin bizi Şanghay Beşlisi'ne dahil edin, biz de AB'yi gözden geçirelim'..." demesi büyük yankı uyandırdı.

Erdoğan, 2013'te de AB ile yaşanılan sıkıntılar kapsamında, "Tabii bu böyle olumsuz bir şekilde gidince siz de ister istemez 75 milyonun bir başbakanı olarak başka arayışlar içerisine de giriyorsunuz. Onun için geçenlerde Sayın Putin'e onu söyledim, 'Bizi Şanghay Beşlisi'ne alın' dedim. Alın bizi, biz de AB'ye allahaısmarladık diyelim, ayrılalım oradan. Bu kadar oyalamanın ne anlamı var?" demişti.

Dışişleri Bakanlığı'na göre Türkiye "terörle mücadele, sınır aşan suçlar, enerji ve bölgesel bağlantısallık" gibi alanlarda ŞİÖ çalışmalarını takip ediyor.

Türkiye, diyalog ortaklığından 10 yıl sonra ilk kez bir ŞİÖ zirvesine en üst düzeyde davet edildi.

Erdoğan, 2022 Semerkant Zirvesi'ne özel konuk olarak katıldı, 2024 Kazakistan ve 2025 Çin zirvelerinde de yer aldı.

'Eksen kayması' tartışması

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, 31 Ağustos 2026'da Bişkek'te yapılacak görüşmeler öncesindeki karşılama töreninde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'i selamlıyor.

Kaynak, AFP via Getty Images

NATO üyesi ve AB tam üye adayı Türkiye'nin ŞİÖ ile kurumsal ilişki kurması, Batı'da özellikle ABD ve Avrupa'da "eksen kayması" yorumlarına yol açtı.

Erdoğan'ın 2012 ve 2013'te yaptığı açıklamalarda Türkiye'nin ŞİÖ'ye tam üyeliğe açık olduğunu söylemesi, bu tartışmaları daha da güçlendirdi.

AB ile yaşanan sorunlar, Gezi protestoları dönemindeki diplomatik gerilimler ve müzakere sürecindeki tıkanıklık da bu söylemi etkileyen unsurlar arasında değerlendirildi.

Dışişleri Bakanlığı ise ŞİÖ ile kurulan ilişkinin NATO ve AB'ye alternatif olmadığı yönünde açıklamalar yaptı.

Asya'ya yönelim ve 'çok kutupluluk' tartışmaları

Türkiye'nin ŞİÖ ve diğer Asya merkezli oluşumlara ilgisi, Ankara'da giderek daha fazla dile getirilen "küresel güç merkezinin doğuya kaydığı" değerlendirmesiyle ilişkilendiriliyor.

Bu kapsamda, Türkiye'nin BRICS adı verilen ve 2006'da Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin tarafından kurulan ve daha çok gelişmekte olan ülkelerin uluslararası konularda daha çok söz sahibi olmasını amaçlayan kuruluş ile yakınlaşma sinyalleri vermesi dikkat çekti.

Türkiye, 2019'da açıklanan "Yeniden Asya" politikası ile de Çin, Güney Kore, Singapur, Endonezya, Malezya ve Hindistan gibi ülkelerle ilişkileri derinleştirmeyi hedefliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2024'te Washington'daki NATO Zirvesi sırasında yaptığı açıklamada Türkiye'nin hem Doğu hem Batı ile ilişkilerini sürdürdüğünü belirterek, ŞİÖ ve BRICS'in NATO'ya alternatif olarak görülmediğini söyledi.

Erdoğan ayrıca Türkiye'nin bu kuruluşlarla geliştirdiği ilişkinin dünya barışına katkı yaptığını belirtti.

Türkiye'nin denge arayışı

Türkiye'nin ŞİÖ ile ilişkisi, dış politikada denge arayışı, çok kutupluluk, bölgesel işbirliği ve Batı ile yaşanan dönemsel gerilimler bağlamında şekilleniyor.

Ankara, NATO merkezli güvenlik politikasını sürdürürken Asya'daki yükselen güçlerle ilişkilerini çeşitlendirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, Türkiye'nin hem Batı hem Doğu ile aynı anda temas kurma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor.